90’ların Yıldızları: “ALAN SHEARER”

90’lı yıllarda, bir Premier League maçında, saha içinde sağ eli havada köşe gönderine doğru koşan adam, 90’ların yıldızı Alan Shearer.

90’lı yıllarda, bir Premier League maçında, herkes “GOOOLLL” diye çılgınlar gibi bağırırken, saha içinde sağ eli havada köşe gönderine doğru koşan bir adam görenler hiç şaşırmazdı.

Tam da tahmin ettiğiniz gibi, bu hafta “90’ların Yıldızları” köşemizin konuğu, İngilizlerin unutulmaz golcüsü Alan Shearer

Henüz 10 yaşındayken yeşil sahalarla tanışan Shearer, metal işçisi olan babasının cesaretlendirmesiyle futbola başlamış ve okul boyunca da devam etmiştir. Newcastle şehrinin kuzeyinde yer alan Gosforth sokaklarında top koştururken ileride çok iyi bir orta saha oyuncusu olmayı hayal eden Shearer, kariyerine kaleci olarak başlamıştır.

Okul takımıyla ilk yıllarında kaleci olarak iyi bir performans gösterse de, daha sonraları oyunun içinde daha fazla yer almak istediğinden orta sahada oynamaya başlamıştır. Yerel turnuvalarda takım kaptanı olarak forma giyen Shearer, takımının 7 galibiyet almasında önemli bir rol üstlenmiştir.

Daha sonra Wallsend Boys Club’a katılmış ve kariyerinin ilk gerçek futbol deneyimine imza atmıştır. Burada Southampton scoutları tarafından izlenen ve yaz aylarında Southampton’un altyapı hocaları tarafından antremanlar yaptırılan Shearer, 1986 yılında Southampton’un genç kadrosuna katıldı.

Burada iki yıl geçirdikten sonra golcülük özelliklerini iyice geliştiren Shearer, as takıma yükseldi ve ilk maçına Chelsea karşısında yedek kulübesinde başladı. İki hafta sonra, Arsenal karşılaşmasında hat-trick yaptı ve takımının 4-2 kazanmasında başrolü oynadı. Ayrıca bu maçla birlikte Alan Shearer hat-trick yapan en genç oyuncu olma ünvanının da sahibi oldu. O sezon takımıyla 5 maça çıktı ve 3 gol attı.

Alan_Shearer_Southampton

Bu sezonun ardından profesyonelliğe adımını attı ve Southampton ile profesyonel sözleşme imzaladı. O sezon çıktığı 26 maçta 3 gol attı. 1991 yılında ise 36 maçta 4 gol atmasına rağmen taraftarlarca Yılın Oyuncusu ödülüne layık görüldü.
1991 yazında İngiltere U21 kadrosuna çağırıldı ve milli takım kariyeri başlamış oldu. Milli takımla ilk maçlarını Fransa’daki Toulon Turnuvası’nda oynayan Shearer, 4 maçta 7 gol attı ve turnuvanın oyuncusu seçildi.

1991-1992 sezonunda ise 41 maç oynadı ve 13 gol atarak kariyerinde bir sezonda attığı en çok gole ulaştı. Bu performansının ardından talipleri artan Shearer, İngiltere’de transfer rekorunu kırarak 3.6 milyon pound karşılığında Blackburn Rovers’a transfer oldu.

Blackburn’deki ilk sezonu şanssızlıklarla başladı, Leeds United maçında sakatlandıktan sonra sezonun yarısını kaçırdı. Ancak Alan Shearer, çıktığı 21 maçta 16 gol atmayı başardı.

Bu başarısı sayesinde İngiltere milli takımında da as takıma çıktı. Türkiye ile oynanan ve 4-0 biten eleme maçında 1 gol atmayı başardı. Aynı sene içerisinde milli takımda 3 gol daha attı ancak buna rağmen takımının 1994 Dünya Kupası finallerine katılmasını başaramadı.

Blackburn’de ikinci sezonunda fırtına gibi esen Shearer, 40 maçta 31 gol attı ve takımının ikinci olmasında büyük rol oynadı. Hayallerinin takımı olan Newcastle’ın Blackburn’un arkasında üçüncü sırada yer almasını Newcastle karşısında hat-trick yaparak sağladı ve gelen tepkilere kulağını tıkayarak profesyonelce oynadığı futbola devam etti. 1994-1995 sezonunda inanılmaz bir performans sergiledi ve 34 gol atarak, o sezon takımı Blackburn Rovers’ın elde ettiği Premier Lig şampiyonluğunda adeta başroldeydi.

Alan_Shearer_Blackburn

Şampiyonluk sonrasında tüm takımın ve taraftarların ona yağdırdığı tebrik ve teşekkür mesajları da bunu kanıtlar nitelikteydi. O ise mütevazi davrandı ve o sezon birlikte oynadığı ve 15 gol atarak ona çok yardımcı olduğunu söylediği Sutton’a teşekkürlerini iletti. Bu olaydan sonra tüm İngilizlerin kalbini kazanmayı başaran Shearer, meşhur “The SAS ( Shearer and Sutton)” ikilisini de oluşturmuş oldu.

Bu sezonun ardından ilk Avrupa deneyimini yaşayan Shearer, UEFA Kupası’nda mücadele eden Blackburn adına 1 gol atmasına rağmen takımının elenmesine engel olamadı. 1995′te futbolcular tarafından seçilen yılın oyuncusu ödülünü yani ”PFA Player Of The Year” ödülünü kazandı.

Diğer sezon ise 35 maçta 31 gol atarak yine yıldızlaşan Shearer, takımının 7. bitirmesine engel olamadı ancak yine de sergilediği 31 gollük performansla, taraftarların İngiltere’nin en iyi oyuncusu yakıştırmalarının hedefiydi.

Takımının geçen sene elde ettiği şampiyonluk sayesinde o sene Şampiyonlar Ligi’nde mücadele eden Shearer, oynadığı 6 maçta sadece 1 gol atabildi. Blackburn o sene grupta 3. oldu ve gruptan çıkamadı. 23 Eylül 1995′te, Blackburn adına 100 gol barajını, 5-1 biten Coventry City maçında yaptığı hat-trick’le geçti. Premier Lig tarihindeki 100. golünü ise 2-1 kazandıkları Tottenham maçında atan Shearer, Wimbledon’u evlerinde 3-2′lik skorla yendikleri maçta Blackburn için son gollerini attı ve Blackburn kariyerini 130 maçta 112 gol ile tamamladı.

alan-shearer_Newcastle

Euro 96′dan sonra Manchester United ve Newcastle United arasında Alan Shearer için bir savaş başladı. İki kulüpte Shearer için çok istekliydi, Manchester United daha önde görünüyordu ve artık Shearer’ın Manchester’lı olmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Bu esnada Newcastle menajeri Kevin Keegan’ın görüşme isteğini kabul etti ve onunla görüşmek için Manchester’a gitmedi. Bu görüşmeden birşey çıkmayacağını düşünen Manchester şehri sakinleri Shearer’ın artık kırmızı formayı taşıyacağını düşünüyorlar ve onu bekliyorlardı ancak gelen haber onları şok etti. Kevin Keegan ona en başından beri hayal ettiği şeyin fotoğrafını göstermişti, St James Park’ın. Görüşmeden sonra Alan Shearer, Manchester’ın teklifini reddetti ve geleceğinin St James Park’ta olduğunu düşündüğünü söyledi.

Yine rekor bir bedelle 15 milyon pound karşılığında sırtına Newcastle United formasını geçiren Alan Shearer, hayallerinin takımına geldiğini ve bu nedenle bir çocuk gibi mutlu olduğunu söyledi. Alan Shearer, yeni başladığı Newcastle kariyerine, Blackburn’de kaldığı yerden devam etti ve 31 maçta 25 gol attı ve “FPA Player Of The Year” ödülünü yine kazandı. Alan Shearer, ‘hayatımın maçı’ dediği maçı da Newcastle’da, 2 Şubat 1997′de oynadı. Newcastle United, dakikalar 75′i gösterirken evinde Leicester City karşısında 3-1 gerideydi. Leicester’lı futbolcular maçın bittiğini düşünüyorlardı ancak Shearer’ı hesaba katmamışlardı. Son 15 dakika sahneye çıkan ve hat-trick yaparak Newcastle United’ın maçı 4-3 kazanmasını sağlayan Alan Shearer, Blackburn’de oynarken kendisine küsen taraftarın kalbini yeniden kazanıyordu.

O sezon Kevin Keegan sezon ortasında takımdan ayrıldı ancak Newcastle United ikinci olmayı başardı. Takımın başına, Shearer’ın eski teknik direktörü Kenny Dalglish getirildi.1997-1998 sezonunda şanssız bir sakatlık geçiren Shearer, 17 maçta 2 gol atabildi ve onun performansı takımı da etkiledi. O sezonu 13. sırada bitiren United, buna rağmen FA Cup’ta Shearer’ın Sheffield United’a attığı golle finale çıktı ancak Wembley’de Arsenal’e 2-0 mağlup oldu.

1998-1999 sezonunda sakatlığını atlatan ve eski formunu yakalamaya çalışan Shearer, eski formunu yakalayamasa da iyileştiğini gösterdi ve çıktığı 30 maçta 14 gol attı ancak Newcastle’ın yine 13. sırada kalmasına engel olamadı.

Bunun üzerine Kenny Dalglish yerine Ruud Gullit menajerliğe getirildi. Shearer’e kaptanlık pazubandını veren Gullit, takımda çok tutunamadı ve yerine Bobby Robson getirildi. Robson, Gullit’in Shearer için kullandığı “Gördüğüm en değerli futbolcu” sözünü kabul etmedi ve Shearer’ın fazla büyütüldüğünü söyledi. Sakatlıklarla geçen 2000-2001 sezonunda 19 maçta 5 gol atabilen Shearer, 2001-2002 sezonunda 37 maçta 23 gol attı ve attığı gollerin yanında ortaya koyduğu performansla takımının 4 yıl sonra yeniden ilk 4 içerisinde yer almasını sağladı, ligi 4. tamamlayan Newcastle, Shearer yardımıyla Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkı kazandı ve Shearer, Robson’un “fazla büyütülüyor” sözünü değersiz kıldı. O sezon çok ilginç bir olay da yaşandı, Alan Shearer, Charlton maçında rakibine dirsek attığı gerekçesiyle oyun dışı kaldı ancak maçtan sonra videoları izleyen hakem, kararının yanlış olduğunu anladığını söyledi ve Shearer’dan özür diledi. Shearer’ın gördüğü kırmızı kart iptal edildi.

2002-2003 sezonunda Newcastle ile 35 maçta 17 gol atarak yine iyi bir performans sergiledi ve Newcastle o sene ligi 3. sırada tamamladı. Artık taraftarlar da, Alan Shearer olduğunda takımın şampiyonluk şansının bir hayli yüksek olduğunu biliyorlardı. Ligi 3. bitirmesi iyi bir performanstı ancak Şampiyonlar Ligi’nde pek şansı yaver gitmeyen Newcastle ilk üç maçını kaybetti. Ancak diğer üç maçında Dynamo Kiev’e 2 gol atan, Juventus ve Feyenoord’a karşı ağları sarsamasa da takımının bu maçları kazanmasına yardım eden Shearer, Newcastle taraftarlarının deyimiyle takımı gruptan tek başına çıkarttı. Ardından ikinci tur gruplarında Leverkusen karşısında Shearer’ın hat-trick’i ile kendine gelen Newcastle, Inter ağlarına da iki gol yollayan Shearer’ın yardımı sayesinde Şampiyonlar Ligi’nde en büyük başarısını elde etti. Alan Shearer ise ligde attığı 17 gole Şampiyonlar Ligi’nde attığı golleride ekleyerek başarılı bir sezonu daha geride bırakmış oldu.

2003-2004′te takımıyla Şampiyonlar Ligi için mücadele eden Shearer, büyük bir şok yaşadı ve Şampiyonlar Ligi’nde gol atamadan, Partizan’a penaltılarla elendi. Ancak elenmelerinin ardından UEFA’da attığı 6 golle takımını yarı finale kadar taşıyan Shearer, takımının Marsilya’ya elenmesine engel olamadı. 2003-2004 sezonunu da 37 maçta toplam 22 golle geride bırakan Shearer, takımının 5. olmasının ardından Şampiyonlar Ligi’ne gidemedi ve şansını seneye UEFA Kupası’nda denedi.

2004 yazında, futbolu bırakmadan önceki son sezonuna girdiğini açıklayan Shearer, taraftarları çok üzmesinin yanında o sezon pek düzenli bir performans gösteremedi. Yeni transfer edilen Patrick Kluivert ile saha dışında ne kadar iyi anlaşsa da, sahada birbirlerine uyum sağlayamadılar ve Alan Shearer o sezonu 28 maçta 7 gol atarak tamamladı, ligde her ne kadar formsuz olsa da, Avrupa’da 1 hat-trick ile birlikte toplam 11 gol attı ve takımının çeyrek finale çıkmasını sağladı. Avrupadaki golleriyle birlikte toplam 18 gol atarak sezonu tamamladı. Kluivert’ın maçlardaki uyumsuzlukları ile ilgili olarak ondan özür dilemesi karşısında gözyaşlarını tutamadı.

2005 yazında, Graeme Souness’ın onu ikna etmesiyle futbolu bırakma kararını 1 seneliğine erteledi ve kariyerinin son sezonunu oyuncu-menajer olarak geçirdi. Son sezonunda 32 maçta 10 gol atan Alan Shearer, Newcastle adına 395 maçta 206 gol atarak Newcastle tarihinin en çok gol atan oyuncusu ünvanını da elde etti. Kariyerini bitirmesine 3 hafta kala, 206. golünü attığı Sunderland maçında sakatlanarak oyundan çıkan Shearer, sakatlığının geçmemesi üzerine son 3 hafta oynayamadı ve kariyerini noktaladı. Jubile maçında Celtic karşısında da sakatlığı nedeniyle sahaya çıkamasa da, santra vuruşunu gözyaşları içerisinde yaptı ve futbol kariyerine noktayı koydu.

Hala İngiliz basının futbol hakkında her konuda danıştığı insanların başında gelen Shearer, Newcastle şehrinde yaşıyor. Taraftarların hala en çok saygı duyduğu ve değer verdiği oyuncuların başında geliyor. Futbolseverlerin unutamadığı bitirici vuruşları, saha içinde rakibe her zaman saygı duyan karakteri, disiplini, işini yaparken tüm izleyenlerin hissedebildiği işine duyduğu sevgi ve saygısı ile Alan Shearer, kimi futbol otoritelerince Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi golcüsüdür…

ALAN SHEARER’IN KARİYERİNDEKİ 206 GOLÜ

Alan Shearer – Newcastle United Kariyerindeki 206 Golü

90’ların Yıldızları: “ALAN SHEARER”

Paylaş : Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrShare on LinkedInPrint this pageEmail this to someone